Kumruların
Öyküsü
Alanya’da
bir öğle vakti:
Balkonda
oturuyordum saatlerdir
Deniz
hırçın, gökyüzü sakindi; her yan
mavilerle
grilerin karışımından oluşmuştu.
Gözlerim
kimi zaman ufukta
Kimi
zaman sağımdaki tepelerde
Ve
kumsalda gezinen insanlardaydı.
Neyi
aradığımı bilmiyorum
Gözlerim,
beynim, ruhum
Bir
şeyler arıyor, soruyordu durmadan.
Yuvasındaki
kumru da hiç durmuyordu
Gu
gûk guk!.. Gu gûk guk!..
Yağ
dôktük!.. Yağ dôktük!..
Kumruların
hazinli hikâyesini anlatıyordu bana:
Biz
üç kız kardeştik
Çocuktuk
sonuçta
Oynarken
üçümüz
Yağ
şişesini devirdik raftan
Şişe
kırıldı, yağ saçıldı her yana
Çocuktuk
sonuçta
Üvey
anne korkusuyla
Şişenin
kırıklarını toplamaya
Saçılan
yağları temizlemeye kalkıştık
Daha
beter ettik her yanı.
Çıkageldi
üvey annemiz
Dayaktan
tam canımız çıkmıştı ki
Allah
Babamız bizi kuş yapıp
Salıverdi
gökyüzüne..
Adınız
kumru olsun
Daima,
yağ dôktük!.. yağ dôktük!..
Diye
öteceksiniz ve böylece
Hikâyeniz
taşınacak mahşere kadar, dedi.
Kumru
gözlerini benden hiç ayırmıyordu
Ben
de ondan. Hikâyenizi biliyorum dedim:
Küçüktüm,
babaannem anlatmıştı bana,
Kumru
sesi duyunca hep hüzünlenirim..
“Artık
hüzünlenme
Biz
özgürüz,” dedi, “özgürüz:
Gu
gûk guk!.. Gu gûk guk!..”
Erkan
Yukarıoğlu
Yalnızca kumru fotoğrafları internetten









Hiç yorum yok:
Yorum Gönder