Alohandra
Yeryüzü, gökyüzü; çimenler, kayalar, bulutlar;
Her
yer, her şey maviyle siyah arasıydı:
Yarım
ay kısık bir kandildi sanki.
Aman
kimseler duymasın, görmesin;
Bu
gecenin mavi siyah aşkını,
Meleklerin
tanıklığında aşkların gizini..
Bir
ağacın altında Alohandra
Çırılçıplak
atladı çıplak atın üstüne
Dokundu
topuğuyla atın karnına okşar gibi.
Kara
yağız bir at, esmer güzeli Alohandra;
Çimenlerin
üstünde doludizgin giderken
Atın
yeleleriyle Alohandra’nın saçları
Aşk
soluyarak dans ediyordu sonsuzluğa doğru.
Gecenin
sessizliğinde Alohandra, korunun
siyaha
boyanmış gizemli yoluna girdi korkusuzca
Alohandra’nın
nefesine, kara atın soluğuna
Ağaçlar,
çalılar, kayalar; bütün varlıklar katıldı:
büyük
orkestra tüm ihtişamıyla oluştu,
her
telden tınıyla doğaçlama esrarlıydı.
Doludizgin karşı tepedeki kayaların üstüne gidiyordu..
Alohandra
Tanrıçalar gibiydi atın üstünde,
Atın
nalları yıldızlar saçıyordu kayaların her yanından..
Bu
vuruşlar, orkestrada davulun tokmağı gibi inerek,
finale
yaklaştık, diyordu gökyüzündeki yıldızlara..
Alohandra
ve kara at zirvedeki kayanın üstünde durdu
Yeryüzünde
böyle bir ihtişamın eşi benzeri,
hiç;
ama hiç görülmemişti; tüm yıldızlar tanıktı!.
Alohadra
dimdik duran başıyla, çıplak bedeniyle
tüm
dünyaya secde edin önümde, diyordu sanki!..
Tepenin
yakın önünde durdum; tarih öncesinin
görkemli
bir Tanrısı gibiydim..
Gözlerim
heykel gibi duran soylu atta
ve
Alohadra’nın ihtişamındaydı.
Alohandra
secde edin önümde diyordu ya…
Tanrı
gibi olmayı bir kenara bırakıp soyundum,
onun
gibi çıplaktım, eşittik ve secde ettim:
Tanrının
verdiği aşkın yüceliği önünde!
Erkan
Yukarıoğlu












.jpg)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder