Gece
yarısı dolunay tepede ışıl ışıl
Her
yan asırlık çam ağaçlarıyla kaplı
Ben
dağın zirvesindeyim
Zirvenin
hemen altında görkemli bir kaya
Ortasındaki
yarıktan güldür güldür sular akıyor
Muhteşem
bir şelale, birbirini kovalayan sular
Aşağısında
iki adam boyunda bir gölcük..
Nicole
kayanın üstüne çıkmış oturmuş ata biner gibi;
Üstünde
ipekten tek giysi vardı sırtı açık
Tanrı’nın
yarattığı böyle bir güzelliğin eşi benzeri olamazdı..
Nicole
sırtındakini de fırlatıp attı dolunayda
Yüzünü
bana döndü, beni çıldırtmaktı kastı
Başımı
gökyüzüne Tanrı’ya çevirdim
Yakarıyordum
ben, şimdi ne halt ederim, diye
Başımı
gökyüzünden kayadan fışkıran suya çevirirken
Nicole
bırakıverdi kendini oluşan gölcüğe.
Buz gibiydi su; üşüdüm, titredim; yüzümü tekrar çevirdim Tanrı’ya
“Koş,
yakala,” dedi; koştum, indim gölcüğün kıyısına
Nicole
yoktu, kalbim duracaktı, Nicole yoktu…
Onu
gördüm suların dibinde, sırt üstü yatmış; bana gülüyordu..
Çok
cilve görmüştüm; ama böylesini hiç görmemiştim.
Atacaktım
kendimi suyun dibine kahramanca ölecektim
Mezar
taşıma yazacaklardı, “Nicole için öldü,” diye
Ve
Nicole siyah tülden giysiler giyerek gözyaşlarını silecekti başucumda
Onu
bile çok gördü bana, fırladı çıktı suyun üstüne..
Elimi
uzattım, tuttu; ısıt beni dedi, olacak iş mi bu?.
Ben
nasıl dayanırım bu işe; attım kendimi suların orta yerine
Ay
gökyüzünde çıldırdı; Mars’a, Venüs’e haber yolladı; tüm yıldızlar geldi
Suyun
doğduğu kaya bu ihtişama dayanamadı, paramparça oldu
Gölcüğü
oluşturan setler yıkıldı, savruldu buz gibi soğuk sular
Besbelli
Tanrılar işe el koydu.. “Daha vakit erken,” dediler bana!.
Kalakaldım
orta yerde, çamurların üstünde;
Nicole
gülerek öpücükler gönderiyordu bana.
Erkan
Yukarıoğlu
















Şiir sever dostlar, bildiğiniz gibi yayınlarıma uygun fotoğraflarla görsel özellik kazandırmaya çalışıyorum. Lütfen tekrar şiiri okuyun fotoğraflara dikkat edin: Eminim farkındasınız, en uygun olan fotoğraf altta en sondaki fotoğraf.... Ama ne yazık ki fotoğraftaki diğer kişi şiirin yazarı değil..
YanıtlaSil